“Child touched by Fire, Guardian of the Gate, Destroyer of the Hand.”

Marvel’ın son Netflix dizisi olan Iron Fist, The Defenders serisini tamamlayacak olan son karakter olduğu için uzun bir zamandır heyecanla bekleniyordu. Daredevil, Jessica Jones ve Luke Cage dizilerinin mükemmelliğinden sonra, Iron Fist’in “altın yumruk” etkisi ile son darbeyi vuracağına dair büyük bir beklentimiz vardı. New York şehri adeta bir set alanına dönüştü ve Harlem’dan Hell’s Kitchen’a oradan da Manhattan sokaklarına bir maceraya çıktık. Beklentimiz çok yüksekti diye suç bizde miydi anlamadık ama, nedense bu diziyi diğer MCU serileri kadar çok sevemedik.

İlk önce bahsetmek istediğim şey; Netflix dizilerinde senaryoda ana bir tema olması. Zaten biliyorsunuz ki çoğu süper kahramanımızın geçmişinde bir PTSD durumu bulunuyor. Daredevil’da da bunu görüyoruz ve bu tema aynı zamanda karakterin içerisinde verdiği bir ahlak çatışması ile birlikte harika bir şekilde işlendi. Jessica Jones’a geldiğimiz zaman geçmişte yaşadığı cinsel istismarın psikolojisine nasıl yansıdığını, erkek arkadaşından gördüğü kötü muameleyi, alkol ile verdiği mücadeleyi ve bu her şeye rağmen dimdik durmaya çalışan bir kadın karakter olarak gördük. Luke Cage’de ise siyahi kısmı anlatan blaxploitation temasının harika bir örneğine tanık olduk. Iron Fist’e baktığımız zaman, yine bir PTSD teması görmeyi bekledik, ama ne oldu? Göremedik. Onun yerine sanki birisi “Ya bu Defenders ne zaman çıkacak, nasıl yetişecek, azcık hızlı çekin şu diziyi” demiş gibi; kimin iyi kimin kötü olduğunu tam olarak anlayamadığımız ve “bir Hand’in nesi var iki Hand’in sesi var eheh” gibi saçma bir mantıkla koskocaman bir örgütün bütün gizemli havasının yıkıldığı bir seri koydular önümüze. Ailesine düzenlenen komplonun farkına varan, kafası karışık, saldırgan, süper güçleri olduğu için sıkıntı çeken milyarder bir toy koydular. Arada böyle sinir krizi geçirdi, intikam ateşiyle yandı tutuştu, Chi bağlantısı gitti geldi falan. Fragmanda bizi heyecanlandırdınız, hepimiz aşık olmak için ekrana yapıştık bekledik, ayıp değil mi! Napıyorsunuz?

Şimdi ilk başta şunu söylemek lazım; Iron Fist, diğer Netflix dizilerimizdeki kahramanların aksine güçlerini mistik bir dünyadan alıyor, başka bir evrende yer alan K’un Lun adında bir imparatorluktan. Yani bizim ekranlarda gördüğümüz Marvel evreninden farklı bir dünya var ve Doctor Strange filmine teşekkür ediyoruz ki bu evrene güzel bir giriş yapmış olduk. Karakterimiz Danny Rand, burada ufak yaştan itibaren eğitim gördükten sonra ölümsüz bir ejderi yenerek Iron Fist ünvanını almaya hak kazanıyor. Dövüş sanatlarındaki büyük yeteneklerinin yanı sıra; mistik evrenden Chi enerjisine odaklanarak gücünü, hızını, reflekslerini ve dayanıklılığını arttırabiliyor, bu enerjiyi yumruğunda toplayarak Iron Fist yumruğunu ortaya çıkarabiliyor, hatta aynı enerji ile yaraları bile iyileştirebiliyor. Adam bildiğin kendi kendine heal basıyor, doğuştan medic yani. Göğsündeki ejderha dövmesi de cabası! Uzun lafın kısası varmak istediğim nokta şu; Doctor Strange ile giriş yapılan bu evrenimize, Iron Fist gibi güzel malzeme bir karakter ile devam ediyorsunuz, peki neden 13 bölümlük bu seride, bu evren ve karakter hakkında detaylı tek bir bilgi bile vermiyorsunuz da her şeyi üstü kapalı bırakıyorsunuz?

Diziye Budizm ile ilgili birçok terimle başlıyoruz, “Bu çocuk neredeymiş, buraya nasıl geri gelmiş, ne enteresan hareketler yapıyor” diyorsunuz. Sonra cennetin 7 başkentinden biri olan K’un Lun imparatorluğundan, bu imparatorluktaki tarikatlardan ve keşişlerden bahsedilen parça parça diyaloglar ile karşılaşıyorsunuz. Yani dizi biraz karışık ve durağan gidiyor, son bölümlere yaklaştıkça parçaları birleştirmeye çalışıyorsunuz. Eğer bu açıdan bakarsanız aslında bir çizgi roman havası var dizide, o yüzden ben çok da kötülemek istemiyorum. İtiraf ediyorum bazen o durağan sahnelerde o kadar sıkıldım ki böyle tık tık ileri sarmak zorunda kaldım. Ama yine de kendini izlettirdi mi? Evet izlettirdi. Dövüş sahneleri güzel miydi? Daredevil kalitesinde olmasa da, evet. Hemşiremiz Claire için gelecekte karşımıza çıkacak bir kahraman altyapısı sundu mu? Evet, hatun bildiğin Wolverine takılacak. Peki, üstü biraz kapalı kalan The Hand örgütü hakkında biraz daha aydınlatıcı bilgi verdi mi? Ona da evet.

Ama yine de olmamış işte. Yapamamışsınız. Sen Netflix ile anlaşarak televizyon serileri sunuyorsun bizim önümüze, hepsi birbirinden güzel. Çıtayı da bu seriler ile K’un Lun dağlarına kadar çıkardın. Sonra ne yaptın sevgili Marvel? Bir yerlere tutunmak istiyorum şu dizide, ama yok yani bir yanım sevdi bir yanım beğenmedi. Aslında, karakterimizin harika bir hikayesi var ve ben bu hikayenin dizide biraz geri plana atıldığını düşünüyorum. Bence karaktere hak ettiği değer ve önem yeteri kadar verilmemiş. Dizide Iron Fist karakterimiz Danny, hala daha kendisini keşfetme yolunda olan biri olarak karşımıza çıktı. Süper kahraman olmak için hazır bile değilken ondan Luke Cage’deki gibi “Hadi şehrin suç düzeyini azaltmak için kahramancılık yapayım” performansı bekleyemedim ben. İyileştirme gücü olduğunun bile daha yeni farkına varıyor adam, eğitimi yarım kalmış, dağlardan kalkmış gelmiş New York’a. Şirketi geri almak istedi, aldı sonra şirkete gitmedi, birkaç toplantıya girdi patronculuk oynadı? Yani kısacası bu bir süper kahraman dizisi değildi, bu bir giriş dizisiydi arkadaşlar. Buradan bir diğer soru daha çıkıyor; “Danny hazır değilse Defenders nasıl kurulacak?”

Öyle böyle izliyoruz diziyi ve son bölümlere doğru yaklaşıyoruz. Bölüm sonlarına geldiğimiz zaman “Ben hem Danny Rand hem de Iron Fist’im” diyerek yaşadığı ikilemi sonunda kabullenen bir Danny görüyoruz. Gao’nun insanların aklıyla oynayan güçlü diyalogları ile Danny’nin kendine kabul edemediği gerçekleri öğreniyoruz. Ward şirketi altında yatan gerçekleri ve arkasında dönen oyunları görüyoruz. Meachum ailesinde gerçek dost ve düşmanlarımız kim onları tanıyoruz. Konu biraz ağır işlense de evet kendini izlettirdi. Fakat karakterimizi tanımayan insanlar için daha detaylı bilgiler verilmeliydi diye düşünüyorum. Karakterimize ve mistik evrene biraz daha ağırlık verilebilirdi. Yapımcıların aklında nasıl bir fikir var bilemiyoruz ama, umarım gelecek seriler ve bölümler için bu dağılan parçaları biz izleyicilerin yorumlarını göz önünde bulundurarak toparlarlar. Sonuçta biz çizgi roman severler olarak her zaman bu evrenin dizi ve filmlerinin çekilmesini istiyoruz. Ama çok sevdiğimiz ve ilgilendiğimiz için beklentilerimiz de hep çok yukarıda oluyor. Bu yüzden bazen bu kıvam tutmayınca da hayal kırıklığı yaşıyoruz. Acaba bizim gibi ilgilenmeyen bir insanı oturtup ona bu dizileri izletsek onlar beğenir miydi?

“My chi, the source of my power, is the breathe of life.”

Reklamlar